Yoğun biçimde besleyici, arındırıcı ya da parlatıcı aktif maddelere sahip maskeler cilde ışıltı veriyor. Cildi dinlendiren ve güzelleştiren bu maskeler için biraz zahmete katlanmaya değer!

Kozmetik dünyası günümüzde yüksek teknoloji ürünü olan, çok sayıda farklı maske seçeneği sunuyor olsa da doğal karışımlar hâlâ değerlerini korumaya devam ediyor. Üstelik küçük bir fiyat karşılaştırması yaptığınızda çok daha az masraflı oldukları da kesin. Genel olarak kil çeşitleriyle, bitkisel ya da temel yağlarla hazırlanan bu maskeler her şeyden önce içeriklerinde hiçbir koruyucu kimyasal madde taşımıyorlar. Bu nedenle de cilde hiçbir zararları yok. İşte bu yüzden yararlarını kanıtlamış bu doğal karışımlarla, cildimize yabancı gözlerden uzakta zaman ayırmayı ihmal etmemeliyiz.

Piyasada satılan ya da evde hazırlanan işlem görmemiş ürünler her türlü cilt yapısına uygun seçenek sunuyorlar. Yağ ya da bitkisel öz içerikli bu ürünler tene ışıltılı bir görünüm verirken kimyasal olmayan bu maskeler cildi de daha az tahriş ediyor.

Eğer cildiniz aşırı derecede gerilmeye başladıysa, kuru ve hassassa aslında bunun nedeni son derece basit olabilir: Cildinizin üst kısmını oluşturan epidermisi koruyan hidrolipid adında ince bir tabaka vardır. Bu koruyucu tabaka hava kirliliği ya da organizmanızı yıpratan yaşam tarzınız (sigara bağımlılığı, dengesiz beslenme, stres, vs.) nedeniyle bozulmaya başlar. Bu durum kimi zaman size uygun olmayan kozmetik ürünlerin kullanımıyla daha da ağırlaşabilir.

Doğal kozmetikler konusunda uzmanlar, klasik kremlerin çoğunlukla koruyucu kimyasal maddeler, tahriş edici ve alerjiye yol açan içerikler taşıdıklarını, bunların yanı sıra içlerinde cildin üstünde kapatıcı bir tabaka oluşturarak gözeneklerin tıkanmasına neden olan parafin yağı da bulunduığunu anlatıyorlar. İşte bunun sonucunda bir süre sonra cilt ışıltısını kaybetmeye başlar ve yapılan bütün bakımlara rağmen tepki vermeye başlıyor. Bu bakımlardan biri de piyasada satılan klasik maskeler. Ancak bu maskeler su bakımından zengin olsalar da elbette koruyucu kimyasal maddeler içeriyorlar. Oysa güzel bir cilde sahip olmanın yolu basit ve her şeyden önce doğal prensiplerin uygulanmasından geçiyor.

Ancak dikkat 'doğal' demek kimyasal anlamda tamamen etkisiz demek değildir. Tam tersine işlenmemiş ve saf ürünler diğerlerine göre çok daha etkilidir ve her ne kadar maske yapımının düzenli bir alışkanlık olması gerekse de gereğinden çok kullanılması sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden haftada bir kez uygulamak yeterlidir.

Şu uyarıyı da her zaman hatırlatmakta fayda var: Cildi çok yıkamak, çok fazla bakım yapmak tahriş etmekten başka bir işe yaramaz. Doğal bir maske haftada birden fazla kullanılmamalıdır. Hatta her on beş günde bir yapmak bile yeterlidir. Yüzde kalma süresi ise on dakikayı geçmemelidir. Ve son olarak doğal maskeler saklanıp muhafaza edilemez.

Peki bu işlemi nasıl gerçekleştireceksiniz? Maskeyi gözlerin ve dudakların çevresine uygulamaktan kaçının. Ilık suyla durulayın, sonra da yüzünüze bitkisel bir yağ ya da organik nemlendirici bir krem uygulayın. Aynı şey peeling işlemi için de geçerli. Bu etap cildin üst tabakasını ölü hücrelerden arındırmak ve maskenin içindeki aktif maddelerin cilde daha iyi nüfuz etmesini sağlamak için yapılıyor olsa da her zaman gerekli değildir. Ancak gerçekten kalın bir cilde sahip olanların uygulaması gerekir.

Eğer evde oturup hazırlama süreciyle uğraşmak için hiç vaktiniz yoksa organik markaların sunduğu kullanıma hazır doğal maske seçeneklerinden birini de tercih edebilirsiniz. Ancak evde hazırlanan maskeler her zaman için daha fazla avantaja sahipler: Her şeyden önce sizin hayal gücünüze özgürlük tanırlar ve yüzde yüz doğal ve ekonomik bakımlar gerçekleştirmenizi sağlarlar.

İşe girişin, bunları kendiniz üretin Genellikle doğal bir maske -birleşimlerinin sayısı sınırsız olabilecek- temel beş içerikten meydana gelir.

Altın kural: Mutlaka yetkili mağazalarda satılan sertifikalı organik ürünleri kullanın. Taze krema, yoğurt, yumurta, vs. maskenizin temel içeriklerine ilave edilebilecek ve güzelliğinizi koruyacak malzemelerden bazılarıdır. Nasıl mutfakta kullandığınız ürünlerin kaliteli, doğal, taze olmasına dikkat ediyorsanız maske hazırlarken de aynı özeni gösterip fazla bekletmeyin.

Mineral tuzlarıyla maskenin temel bir öğesi: Kil
Bu toprak çeşidi, emip içine çekme kapasitesi ve nüfuz etme gücüyle diğerlerinden ayrılır. Bir taraftan kiri ve toksinleri içine çekerken diğer taraftan deriyi minerallerle yeniden canlandırır. Birçok kil çeşidi bulunur. Yeşil olan yağlı ya da problemli ciltlere uygun. Sarı olan her türlü cilde uyum sağlar. Kırmızı ve beyaz kilin karışımı olan pembe kil ise çok yumuşak ve bu nedenle hassas ciltlere tavsiye edilir. Hazırladığınız killi maskenin demirle temas etmemesine dikkat edin. Ve kurudukça çıkarması zorlaştığından gerektikçe nemlendirin.

Maskenizi çıkarmak için:

Maskeyi çıkarmak için ya çiçek suyu ya da demlenmiş bir bitki çayı kullanın. Normal sudan daha iyi sonuç veren bu losyonlar maskelerin daha kolay toplanıp temizlenmesine yardımcı olurlar. Bunun yanı sıra eczanelerde ya da organik ürün mağazalarında satılan bir hydrolat da kullanabilirsiniz. İşte size bir ev reçetesi: Dulavrat otunun (pıtrak) köklerini 15-20 dakika boyunca kaynatın. Bu kaynamış sıvının içine kaynatılıp demlenmiş hercai menekşe çayı ekleyin ve karıştırın. Bu iki bitki bir çeşit sinerji yaratıp maskeyi çıkarmanızı kolay hale getirirler.

Temel maskeler
Eşsiz, yüzde yüz doğal ve hemen kullanıma hazırlar! Malzemeleri karıştırın ve 10 dakika cildinizin üzerinde bekletin.