Arastirma ve sorusturmalarda, parapsikoloji ile ilgilenen kimselerin çogunun, önceden-bilme, gelecegi bilme gibi ifadelerle karsilanabilecek “öngörüm” vakalarinin olabilme olasiliklari psi’den daha fazla bulduklarini gördüm. Bunun bir nedeni, laboratuar disi, kendiliginden gerçeklesen öngörüm olaylarina, psi olaylarin kiyasiyla çok daha sik rastlaniyor olmasi, daha dogrusu bu konuda anlatilan, nakledilen vakalarin, psi’ye göre oldukça fazla yer tutmasi, bir baska nedeni de, öngörümün, psi’ye kiyasla, kurumsal açidan bakildiginda, mümkünmüs gibi görünmesidir.

Gelecegin önceden bilinmesinin tümüyle imkânsiz oldugunu elbette ileri süremeyiz.

Ancak çok uzak gelecekler ve karmasik sistemler söz konusu olunca, bu uzaklik ve karmasikligin artmasi oraninda, bilmenin kesinligi de azalmaktadir. Yasamin içinde kendiliginden ortaya çikan prekognisyon vakalarina iliskin raporlar ve anlatilanlardan, bu olaylarda, özellikle ayrintilarin büyük bir isabet payiyla önceden bilindigi izlenimini ediniyoruz.

Öngörünümde seçmecilik önemli bir rol oynuyor gibi görünmektedir.Çogunlukla, sözkonusu kisi için (gelecekte) bir anlam ve önem tasiyan baglantilar önceden bilinebilirken, aslinda belki nesnel olarka çok daha önemli olan (ama kisiyi dogrudan ilgilendirmeyen) baglamliklar gözden kaçirilmakta, daha dogrusu algilanamamaktadir.


Wolman’in, “Handbook of Parapsychologie” [Parapsikoloji El Kitabi] çalismasinda, öngörüm, normal yollardan önceden bilinemeyecek ya da yakalanamayacak bir gelecek olayina iliskin bilgi olarak tanimlanir. Ama iste, bu tanimlamada ilginç olan yön, meçhul enformasyon akisinin yönünün ters olmasi, yani zaman düzleminde, gelecekten geçmise akma durumudur. Çünkü açiklamalarimiz dogrultusunda, gelecekteki olay, determinist bir zorunlulukla, simdi’nin verilenlerinden yola çikarak bilenemiyorsa, geriye, söz konusu “bilgi”nin ancak gelecekteki olayin içerdigi ya da sonuç olarak ortaya koydugu bir bilgi olarak, zaman düzleminde geriye isledigini kabul etmek kalir.

Bizce, gelecegi bilme olayinda asil üzerinde durulmasi gereken temel bir sorun var: “Araya girme paradoksu” diye çevirebilecegimiz “intervention” paradoksu.

Araya girme paradoksunun özü su: Gerçekten gelecegi önceden bilebilmek gibi bir durum varsa, önceden bilme yoluyla ögrenilen olayin, alinacak önlemlerle engellenip, gerçeklesmesinin olanaksiz duruma getirilmesi mantiken mümkün olmalidir ki bu da, önceden bilme önermesiyle apaçik bir çeliskiye düsmek demektir. Gelecegi bilerek önlem alma durumuna “birinci türden araya girme” diyelim.

Önceden bilme, çoktan belirlenmis olani yalnizca bilme (ama elbette degistirememe) klasik Yunan trajedilerinde oldugu gibi, gelecekteki olaylari bilmek, bu olaylarin engellenmesi anl***** hiç gelmedigi gibi, tam da tersine, kesinlikle kaçinilmaz olani görmek, bir bakima onu beklemek, davet etmek, hatta olacaklari hizlandirmak demektir.
alıntı