Fizikçiler sik sik, yalnizca gökbilim alanindaki büyüklüklerin degil ayni zamanda mikro fizik alanindaki küçüklüklerin de kili kirk yaran hassasliklarla ölçülebilmesine olanak veren bugünkü ölçme teknikleri göz önünde tutuldugunda, psikokinetik etki gibi bir olgunun laboratuarlarda gözden kaçmasinin uygulamada olanaksiz oldugunu ileri sürüyorlar. Bu sav ilk bakista çok mantiki görünse de, kolaylikla çürütülebilir türdendir. Fizik deneylerinde arastirmacinin ilgi alani genel olarak nesnel fiziksel bir süreçle belirlenmis olup, sözgelimi isin içine deneycinin kendisi girmez. Bu deneyler de fizikte, oldum olasi, deneyi yapan kisi ya da kisilerce, bunlarin “ruhsal”, psisik durumlarinca etkilenmeyen süreçler ve bunlarin sonuçlari benimsenebilir nitelik tasirlar.
Psikokinezi, çok net ölçülebilen ama o ölçüde zayif bir etki olmalidir. PK aygitinin ölçme duyarliligi çok yüksektir; bu duyarlilik Princeton Üniversitesi’nin çok uzun bir deneyler zinciri kurmasiyla elde edilmistir. Ama ayni deneyler, degisik deneklerin elde ettigi sonuçlarin farkli oldugunu da göstermistir.

1970 ile 1977 yillari arasinda, dünya genelinde yapilan ciddi psikokinezi deneylerini degerlendirmeye, kalkacak olursak, bunlarin arasinda, çok önemli sonuçlar ortaya koymus, çok ilginç deneylerin bulundugu gibi, saygin bilim insanlarinin yaptiklari ve psi adina dise dokunur bir etkinin varliginin kanitlanamadigi deneylerin de yer aldigini söyleyebiliriz.

Kalkip, psikokinetik etkinin, elverissiz ve umulan sonucu vermeyen deney sonuçlarinin çöpe atilmasi ve yalnizca “uygun”, elverisli sonuçlarinin yayimlanmasiyla elde edilen istatistikî bir aldatmaca oldugunu ileri sürecek olursak (ki, bu isten haberi olmayan ve parapsikolojiye karsi koyanlarin standart savi budur), bu durumda, sözünü ettigimiz çözümlemeye göre, en az 54 bin deney sonucunun gizlenerek çöp sepetine atilmis olmasi kosuldur. Parapsikolojideki arastirmalarin kosullari ve ortamin da bu varsayim, hiç de gerçekçi degildir. Kaldi ki, son zamanlarda özellikle “elverissiz” sonuçlar veren deney raporlarinin yayimlanmasina parapsikolojide özellikle iyi gözle bakilmaya baslanmistir.

Yine de asiri bir iyimserlige kapilmama konusunda uyarilmamiz gerekiyor. Fizik ile psikolojinin isbirliginin dörtdörtlük sonuçlar verebilecegi konusunda dikkatli olmak kosuldur. Her ne kadar Radin ile Nelson’un meta-analizleri, psikokinezinin, çok zayif da olsa, görece “dirençli, güçlü” bir etki oldugunu göstermisse de, 100 yillik bir arastirma tarihinin deneyimleri, psikokinetik etkinin hiçbir biçimde kolayca kendini ele vermedigini bize ögretmektedir.

Parapsikolojiye karsi olanlar, psi fenomenlerinin yakalanmazligi savina siginan parapsikologlarin, “çilginliklarinin sistemini” bu yoldan elestiri ve itirazlarina karsi bagisik duruma getirmeye çalistiklarini söylerler. Oysa kimi parapsikologlar için, psi* fenomenlerinin bu kaçamak durumu, arastirmacinin denetleyemedigi bilimdisi itki ve etkilerin psi fenomenlerine yansimasinin bir sonucudur.

Deneysel sonuçlarin kararsizligi, bu deneyde dayanilan temel kurumsal varsayimin, deneye dayanak olusturan kuramin yanlis olma olasiligina da isaret eder.
alıntı