Kurumsal bir temeliniz yoksa herhangi bir deney yapmaniz, laboratuarda ya da baska bir yerde herhangi bir olayi arastirmaniz olanaksizdir. Arastirmaci ve deneycilerin çogu, bu durumun farkinda bile olmadan çalisip didinirler ya da deneycinin dayanak olarak aldigi kurumsal varsayim, ona o kadar olagan gelebilir ki, bunun henüz kanitlanmamis ya da modasi geçmis bir kuramsal dayanak olabilecegini aklinin bir kösesinden bile geçirmeden isine devam edebilir.

Her bilimsel inceleme, çogu açik seçik ve kesin olmayan deney öncesi varsayimlara dayanir. Günümüz biyofiziginin anlayislarinin ve yöntemlerinin büyük ölçüde ve hiç gerekli olmadigi halde gönülsüzce benimsenmis varsayimlarla ve kör hayranliklarla sinirlanmis ve engellenmis oldugunu söyleyebiliriz.

Fizigin sonuçlari deneysel ve kuramsal bakimdan oldukça güvenilir biçimde saglama alinmislardir. Parapsikoloji ise bunlara göre fazlasiyla kararsiz, sallantili bir görünüm sunmaktadir. Parapsikoloji neler kesfederse kesfetsin, fizik geçerliligini koruyacaktir.
Ilkesel olarak her olay ve sürecin fizik yoluyla tanimlanip açiklanabilecegi varsayimi, yaygin bir yanilgidan baska bir sey degildir. En basta fizikçilere musallat olmus bu saplanti, her seyi fizige “indirgeme” anlamindaki bu anlayis, çoktan tarih çöp sepetini boylamak durumundadir.
Evlerde kullandigimiz herhangi bir bilgisayar bile bu konuda bize çarpici bir örnek sunmaktadir. Bilgisayarin “donanim” dedigimiz elektronik yapitaslarinin, fizik yasalarina tamamen uygun bir biçimde çalistiklarini biliyoruz, ama ayni aygitin “yazilim” dedigimiz programinin,* fizik ile uzaktan yakindan ilintili olmadigini biliyoruz. Daha dogrusu, programin böyle bir zorunlulugu bulunmamaktadir. Fantezi bilgisayar oyunlarini düsünün yeter. Programin fizik yasalarina indirgenmesinin olanaksizligi, bize her seyin fizik yasalarina göre açiklanabilecegi varsayiminin çürüklügünü gösterir.

Psi’yi doga yasalari ile çeliski içinde görmek, dolayisiyla da varligini kabul etmek, bilimsel bir tavirdan çok, inanma, anlayis ortaya koymak demektir. Ünlü Polonyali yazar ve düsünür Stanislaw Lem 1973’te sunlari yazmisti: “Parapsikoloji olaylarina hala yanlis yaklasiyor olmamizi hala pekâlâ mümkün görüyorum. Belki de, bu yanlisi gidermek amaciyla, çevrelerinden kismen yalitilmis olan, ama enformasyon baglantilari ile ugrasabilmek için parapsikoloji fenomeninden tamamen uzaklasmak sart. Belki de oyun kuraminin temel kavramiyla, en basta da rastlantinin sto-kaistigin (rastlantiya bagliligin bilimi) ve ergodik’in (ölçme-bilim) kavramlariyla ugrasmak sart. Çünkü parapsikolojik olaylarin degerlendirilmesi ve saptanmasi için kullanilan ölçüler bu alanlardan gelmektedirler.
alıntı