Parapsikolojinin bir bilim sayilabilmesi için her seyden önce herkes tarafindan yinelenebilir olmasi gerektigi öne sürülür. Parapsikoloji fenomenlerinin yinelenebilirlikleri üzerinde çok sey söylenmis ve yazilmistir. Ünlü Isveçli psikiyatr Carl Gustav Jung’un görüslerini paylasan kimi psikologlar, psi-etkilerin ilkesel olarak yinelenemez oldugunu ileri sürmektedirler. Onlara göre, psi-etkileri insanin iç dünyasinin durumu ve kosullari ile ayrilmaz bir bagimlilik iliskisi olusturduklar için, bunlari o kisiden yalitarak (deneylerde) tekrarlatmaya kalkmanin saçmaligi ayan beyan ortadadir. Bilindigi gibi, hiç kimse ayni akarsuda iki kez yikanmaz. Ne var ki bu yinelenemezlik özelligi kimi bilim adamlarinin sandiginin tersine, parapsikolojinin bilim olma niteligini ilkece zedeleyemez; çünkü “singüler” kavramiyla tanimladigimiz “bir kezlik” olma özelligini tasiyan fenomenleri inceleyen ve arastiran baska bilimler de vardir. Belirli bir yere kadar gökbilim için geçerli bir saptamadir bu, ama bu saptamanin asil bütün tarihsel bilimler bakimindan da geçerli oldugu kusku götürmez. Yine de her deneysel bilim, ilkece, sonuçlarinin hiç degilse bir bölümünün yinelenebilirlik özelligini aramak zorundadir; tersi durumda zaten deneysel bir programdan söz etmenin ve bir program gelistirmenin anlami kalmaz.

Bilimde, bir deneyin kendisi ile özdes kesinkes eksiksiz tekrari hemen hemen olanaksiz gibiyken, insan bilimlerinin söz konusu oldugu yerde böyle bir beklenti ham hayaldir. Ama istedigi kadar basit olsun, her deneyde, her defasinda, daha önceden ortaya konulmus kurumsal bir soru’nun arastirilmasi söz konusu oldugu için, önemsizdir de bu. Is özünde, deneyin fikrini, deneyin temsil ettigi tasarimi tekrarlamaktan ibarettir; “deney konseptinin kopyalanmasi” tanimiyla ifade edilen durum da tam bu anlama gelir.
Özellikle insan bilimlerinde, dolayisiyla da parapsikolojide deneycilerin ve bilim insanlarinin tüm verilere sahip olmama, bütüne egemen olamama gibi bir engelleri de bulunmaktadir; yani deneyde söz konusu bütün tek tek degiskenleri, bütün kosullari önceden tespit etmek bu bilimlerde ilkece olanaksizdir.

Sonuçlarin aynen tekrarlanmasi çok dogal olarak olanaksiz olup, bu talep ancak sinirli ölçüde yerine getirilebilir bir taleptir. Bu saptama, belirli bir ölçüde fizikte de geçerlidir. Bir nesnenin uzunlugunu elli kez ölçseniz elli farkli sonuç elde edersiniz. Gerçi farklar devede kulaktir, ama belirli bir ortalama deger çevresinde dolanip dururlar. Bu “gel-git” alaninin genisligi, “ölçme hatasi payi” olarak tanimlanir.

Parapsikoloji her ne kadar üvey evlat muamelesi görmek zorunda kalmis olsa da karsilastiklari muazzam itiraz ve dirençlere karsin, parapsikoloji sorunlarini, ciddi enstitülerin laboratuarlarinda deneylerle yanitlamaya çalisan ünlü parapsikologlarin sayisi hiç de az degildir. Deneylerin görünürdeki basitligine karsin, bu alanda çalisan bilim insanlarinin yalnizca fizik degil ayni zamanda psikoloji konusunda da bilgi sahibi olmalari kosul oldugundan, bu deneyler hiç de öyle kolay degillerdir.