Dünya Turizm Gününü ve Turizm Haftasını Neden Kutluyoruz?

Toplumda turizm bilincini geliştirmek, turizmi canlandırmak ve toplumun Turizme katkısını sağlamak amacıyla her yıl 15 Nisan - 22 Nisan tarihleri arası ülkemizde Turizim haftası olarak; 27 Eylül tarihinde ise Dünya Turizm Günü olarak kutlanmaktadır.

Turizm: Başka yerleri görmek, tanımak, eğlenmek, dinlenmek ve alıveriş etmek için yapılan gezilere TURİZM denir..

Turist:
Peki turist kime denir? Bu gezilere gönüllü olarak katılanlara ise TURİST denir.

Turizm kaça ayrılır?
İç turizm ve dış turizm olarak ikiye ayrılmaktadır..

İnsanlar ülke içinde dinlenmek, eğlenmek, alışveriş etmek, gezip görmek için, sürekli yaşadıkları kentin dışına çıkarlar. Başka yerlere giderler. Buna iç turizm denir.

Ülkeler arasında yapılan gezilere ise Dış turizm adı verilir.

Değişik amaçlarla ülkemizi ziyaret eden yabancı turistler, ülke ekonomimize katkı sağlamaktadır.

Ülkemizde üretilmeyen ve dışarıdan almak zorunda olduğumuz ihtiyaçlarımız başka ülkelerden alınır. Bunların satın alınabilmesi için turistlerin ülkemize gelmesi yoluyla elde edilen gelire ihtiyacımız vardır. Üretim yaparak onlara mal satmak daha zor olduğu için, daha kolay bir yol olan turizm genel devlet politikamız olmuştur. Başka kazanç kaynaklarını kullanamadığımız için turizmin ülkemiz için önemli bir yeri vardır.

Turist, dinlenmek, eğlenmek, görmek istediği yere çabuk, kolay ve rahat gitmek ister. Bunun için yollarımızın bakımlı, konaklama yerlerinin iyi olması gerekir. Türkiye turistlerin ilgi duyduğu bir ülkedir. Yurdumuz kuzey yarımkürede Asya ile Avrupa kıtaları arasında bir köprü durumundadır. Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrilidir. Ilıman iklim kuşağındadır. Bitki örtüsü bakımından zengindir. Yurdumuzda dört mevsimin özellikleri görülür. Türkiye'miz aynı zamanda tarihi eserler yönünden de çok zengindir. Anadolu'muzda çeşitli uygarlıklar yaşanmıştır. Bu uygarlıkların kalıntıları günümüze dek gelmiş ve korunmuştur. Osmanlı mirası olan İslami eserler yönünden oldukça zengindir.

Yurdumuz, turizm zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Bir ülkede turizmin gelişmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi zorunludur. Yolların güzel olması, ulaşım araçlarının gelişmiş olması, konaklama yerlerinin bol, rahat ve temiz olması gereklidir. Turist yatacağı yerin temiz olmasını ister.

Sonuç olarak: Turistler ülkemize para kazandırırlar. Fakat çok daha önemlisi turistler misafirlerimizdir. Onlara karşı güler yüzlü, iyiliksever, dürüst, hoşgörülü olmalıyız.. Misafirperverlik milletimizin temel özelliklerindendir. Onlara Türk misafirperverliğini, ahlak ve hoşgörüsünü göstererek, birer kültür elçisi olmalıyız. Yabancıların gözünde iyi olmayan imajımızı düzeltmek için ülkemize gelen turistler büyük bir fırsattır. Hoşgörü sahibi ve misafirperver milletimizin ve coğrafi güzelliklerimizin tanıtımının ülkemizin para kazanmasından çok daha önemli olduğu unutulmamalıdır.

Bu konudaki en çarpıcı örneği bizzat kendim yaşadım. 1990'lı yıllarda Fransa'da bazı toplum kesimlerinde Türkiye'ye ve Türklere karşı büyük bir tepki vardı. Bu bazen irkçılık boyutlurına kadar da gidebilmekteydi. Bunun yanında bazı Fransızlar da vardı ki biz Türklere çok sıcak ve dostça davranıyorlardı. Nedenini orada yaşayan bir işçi arkadaşım açıkladı: Bu bize iyi davranan Fransızlar Türkiye'ye tatil veya başka bir fırsatla gelmiş olan insanlar. Bir kere Türkiye'ye gelenler ülkemize ve bizlere dost oluyorlar. Bu durum, Amerikalılar veya dünyanın başka bir ülkesinde yaşayanlar için de geçerli ve çokça anlatıldığını duydum.

Sanırım bir kere daha turizm olgusu üzerinde düşünmeliyiz. Çünkü iyi anılar ve olumlu izlenimler yıllar geçse de silinmiyor. Basit maddi çıkarları ön plana alarak büyük faydaları zarara uğratmamalıyız...