Belimizde 5 adet omur kemigi vardir. Bu kemikler arasinda da disk adi verilen kikirdaklar bulunur. Bel fitigi, beldeki omur kemikleri arasinda bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fitiklasmasi sonucu ortaya çikan bir rahatsizliktir. Fitiklasan yani içerden disariya dogru tasan disk omurilik kanali içinden veya kendisinin arka-yan tarafindan geçmekte olan sinirleri sikistirir ve hastalik böylelikle kendisini belli eder.

Bel fitiginin belirtileri nelerdir?
Bel ve bacak agrisi en belirgin sikayettir. Fakat bazen bel veya bacak agrisindan sadece biri de bulunabilir. Agriyla birlikte bacaklar da uyusma ve hastalik ilerledikçe kuvvet kaybi da görülebilir. Bazen orta hattan omurilik kanalina dogru uzanarak sinirleri sikistiran büyük bel fitiklarinda idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda felce dogru gidis ortaya çikabilir. Hastaligin bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamaninda müdahale ile uygun bir tedavi gerçeklestirilmelidir. Bel fitiginda, bel ve bacak agrisi yürümekle, is yapmakla ve ayakta kalmakla, öksürmekle artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.

Hastaliga yanlis yaklasimlar nelerdir?
Ulkemiz geneli düsünüldügünde maalesef insanlarimizin büyük bir kismi hastaliklari konusunda çok bilinçsiz. Agri içinde kivranirken doktora gitmeyi tercih etmiyor da hiçbir bilimsel temele dayanmayan birtakim yöntemlere basvuruyorlar. Beline bal, incir, balik baglatan hastalardan tutun da, cildini ciddi sekilde kestiren, yaktiran, sülük koyan veya bilinçsizce çektiren hastalara kadar yüzlerce bilim disi uygulamaya sahit olmaktayiz. Halbuki bel fitigi bir çesit degildir ve hastaligin degisik safhalarinda farkli tedavi metodlarini uygulamak gerekmektedir. Neticede basit bir tedavi ile iyilesmesi mümkün iken, bilinçsizce yapilan uygulamalar sonucu ameliyatlik hale gelmis hastalarla sik sik karsilasmaktayiz.
Bu konu ülkemiz insani için önemli bir problemdir. Ancak bu problemin çözümünde basta biz doktorlar olmak üzere herkese önemli görevler düsmektedir. Devletin egitim kurumlari ve medyanin halkin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi noktasinda daha aktif bir tavir ortaya koymalari gerekir.

Bel fitigindan nasil korunulabilir?
Diger hastaliklarda oldugu gibi bel fitigina da yakalanmamak en iyisidir. Yani tedbirler hastaliga yakalanmadan önce alinmalidir. Kisi hiç bir zaman çok agir bir yükü kaldirmamali, bir yük kaldiracaksa mutlak surette dizlerini kirarak o cismi yerden almali ve o sekilde kaldirrnalidir. Yani belden egilerek kaldirmamalidir. Hiçbir cismi uzanarak almamalidir. Mesela raftan kitap alirken uzanmamalidir. Telefon bile çalsa, uzanarak almamalidir. Daima cisimlere yaklasarak, ara da mesafe birakmaksizin almalidir. Saglikli iken bel ve karin adalelerini güçlendirici egzersizler yapmak yararlidir. Bu konuya asagida 50 tavsiye bölümünde daha açik bir sekilde deginecegiz.

Tedavi
Bel fitigi rahatsizligi bulunan bir hastada hastaligin hangi safhada oldugu iyi bir muayene ve ileri tetkik metodlari ile net olarak tesbit edildikten sonra tedavi safhasina geçilir. Bundan sonra, pratik olmasi açisindan, hastalar cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba ayrilabilirler. Bel fitigi gelisiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adi verilen cerrahisi tedavi metodlari uygulanir. Bu safhada, hastaya bütün dünyada agri kesici, adale gevsetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Sert yatak istirahati tavsiye edilir. Fizik tedavi yapilabilir. Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten birtakim girisimlerde bulunulabilir.
Bel fitiginin tedavisini bir ekip isi olarak görmekte yarar vardir. Nörosirürji (Beyin Omurilik-Sinir Cerrahisi), Nöroloji, Anestezi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmani Doktorlar ile Diyetisyen, Psikolog ve Fizyoterapistler bu ekibin içinde yer al malidir. Gerektiginde diger bazi branslardaki uzman doktorlarin görüslerine de müracaat edilmelidir. Bu ekibin elinde bir Fizik Tedavi Unitesi ve bu ünitede Lazer, Infraruj, Ultrason, Kisa dalga diatermi, TENS, NMES, Diadinamik akim, Mikrodalga, Vakum interferans, Traksiyon (Programlanabilir hafizali otomatik cihaz ile bel çekme) ve rehabilitasyon araç-gereçleri de hazir bulun malidir.
Bütün bu prensipler isiginda modern imkanlar kullanilarak hastalarin büyük bir kismi ameliyat harici metodlarla tedavi edilebilir. Prensip olarak cerrahi müdahale son çare olarak düsünülmelidir. Ancak hastalik ilerlemis ve yapilan muayenede bazi sartlar tesekkül etmis ise [ki bu sartlar uluslararasi Nörosirürji camiasi nezdinde genel kabul görmüs ve klasik kitaplara kadar geçmis kriterlerdir; o zaman ameliyat karari verilir. Bu karari verirken cerraha bilgisayarli tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme metodu büyük oranda yardimci olur.

Cerrahi tedavi
Nörosirürji uzmani olan doktor kesin olarak ameliyata karar vermis ise, artik ameliti geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde bazen felce kadar giden telafisi imkansiz birtakim problemler ortaya çikabilmektedir. Buna karsilik zamaninda yapilan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hasta ömür boyu rahat ettirebilmektedir.
Mutlak surette ameliyat gereken hastalar operasyonun hiçbir safhasinda dokulara çiplak gözle müdahale etmeyip, ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik ile ile çalismakta yarar vardir. Çünkü binlerce yil önce söylenmis bir tedavi prensibi olan “Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz” sözü bugün geçerlidir. Bel fitigi operasyonlarinda dar derin bir sahada, üstelik de sinir kökleri gibi çok hassas yapilarin çevresinde cerrahi girisim sürdürüldügü için görüntüyü büyüterek çalismanin yaninda sahanin iyi aydinlatilmasi da önem arzeder. Bunun için de ekibin lideri olan cerrah önceden bütün tedbirleri almalidir. Böyle olunca sinir elemanlari ve çevre dokular görüntü alanina büyütülmüs ve mükemmel bir sekilde aydinlatilmis olarak gelmekte, ciltten itibaren kontrollü gidildigi için lüzumsuz kanamalar olmamakta, daha emniyetli, temiz ve estetik, hatta ameliyat sonrasi dönemde dikis aldirmaya dahi gerek kalmayan, hasta için kolayliklar arzeden bir cerrahi ortaya çikmaktadir. Böyle bir cerrahi girisim sonrasinda hastalarin günlük nornial aktivitelerine kavusmalari da daha kisa sürede olmaktadir.

Sert yatak istirahati
Ameliyat gerekmeyen hastalara uzman doktor tarafindan sert yatak istirahati uygun görülmüs ise bunun ortalama süresi üç haftadir. Uzman doktor hastanin tedaviye verecegi cevaba göre bu süreyi artirabilir veya azaltabilir. Yatilan yer, altinda sunta veya tahta bulunan 3-4 kat battaniye veya ince bir yatak olmalidir. Bu yatak yaylanmamalir ve deforme olmamalidir.
Istirahat süresince mümkün mertebe yataktan çikmamali, yemek dahi yatakta yenmeli, hatta namazlar bile yatakta sag yan tarafa yatarak kilinmalidir. Hasta daha çok sirt üstü yatmali, ayaklarini toplamali ve sirt üstü pozisyonda yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Hiçbir zaman yüzüstü yatmamalidir. Sert yatak istirahati süresince doktorunun kendisine verdigi ilaçlari da kullanmalidir.