1800’lerin ortalarında eter ve kloroformun anestezik etkileri keşfedildikten sonra, İngiliz papazlarının pek çoğu, doğum mucizesinde bu insan buluşunun tanrının isteğine karşı bir günah olduğunu ileri sürmüşlerdir. Onlara göre Tanrı doğumun ağrısız olmasını isteseydi, öyle yaratırdı. Boston Massachusetts General Hospital’da Morton’un eterin anestezik özelliklerini gösterdiği tarihi gösteriden 3 ay sonra ilk defa doğumda modern anestezik kullanılmıştır.

James Young Simpson da deforme kalçası (pelvisi) olan bir kadını dietil eter ile anesteziye etmiştir. Kraliçe Victoria, papazlardan korkmadan bir gün doğum için anestezik kullanmayı tercih etmiş ve papazların çok büyük tepkisini almıştır.

Doğum kadınların çoğunda ciddi ağrı hissine neden olur. İnsanın bu şiddetteki bir ağrıyı kabul edebileceği başka bir durum yoktur. Ağrısız doğum kararı için anne adayının sadece istemesi bile yeterlidir.

Doğum ağrısı

Doğum eylemi sırasında uterus (rahim) kasıldığında, ağrı duyusu uterustan sinirler aracılığıyla omuriliğe, oradan da beyine ulaşarak rahatsızlık hissi oluşturur. Ağrının şiddeti her annede farklı olabilmektedir.

Ağrının şiddeti; bebeğin iriliği, bebeğin pozisyonu, pelvis genişliği, kasılmaların gücü, geçmiş deneyimlere ve hatta ön yargılı şartlanmalara bağlı olduğu düşünülmektedir.

Bu yüzden hastanın ne kadar ağrı duyacağını doğumu yaşamadan önce tahmin etmek güçtür. Bazen dayanılabilecek, kontrol altına alınabilecek düzeyde ağrı duyulurken, bazen de çeşitli olup, ağrı kesme yöntemlerine ihtiyaç duyulur.

Nefes alma, rahatlama teknikleri, ılık duş, masaj, destekleyici hemşire bakımı, pozisyon değişiklikleri (ayakta durmak, oturmak, yürümek, sallanmak), doğum topu kullanmak gibi doğum ağrısına yardımcı olan pek çok tıbbi olmayan yöntemler bulunmaktadır. Ancak bazı kadınlar için bu yöntemler yeterli olmayabilir.

Ağrı tedavi yöntemleri

Sistemik tedavi

Doğum ağrısını azaltmak için ya intravenöz (damar içi), ya da intramusküler (kas içi) yolla verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar çoğunlukla doğum uzmanı tarafından verilir, hemşireler tarafından uygulanır.
Sistemik tedavide kullanılan narkotikler, ağrıyı kontrol etmede en etkili ilaçlardır. Obstetride, doğum eyleminde ve doğum ağrısında uzun süreden beri kullanılmaktadırlar. Meperidin (dolantin), morfin, fentanil, butorfanol (stadol) ve nalbufin (nubain) kullanılan narkotikler arasındadır.
Bu ilaçlar kan dolaşımına girerek travay ve doğum ağrısını daha dayanılabilir hale getirirler. Genellikle ağrıyı tam olarak kesmezler. Bu ilaçlarla meydana gelen ağrı kontrolü değişkendir, ancak ağrıyı azaltarak travayın dayanılır hale gelmesini sağlarlar. Doğum için rejyonel anestezi tercih etmeyen annelerde bu ilaçlardan kullanılmaktadır. Epidural veya spinal anestezi uygulama kararı alınmasından önce bu ilaçlardan kullanılmış olmasının herhangi bir sakıncası yoktur.

Anestezi doktoru sistemik ilaçları bir intravenöz infüzyon pompasıyla uygulayabilir. Bu durumda, ağrıyı kontrol altına almak istenildiğinde, hastanın bastığında aktif hale gelen bir düğme verilecektir. Pompa hastaya, ayarlanmış miktarda ilacı vermeye programlanmıştır. Bu metoda “hasta kontrollü analjezi” (PCA) denir. Ağrı durumunda, ihtiyaç duyulan ilaç miktarı üzerinde hastanın kontrolü olur.

Bu intravenöz ilaçların en önemli dezavantajları sersemlik ve uyku hali yaratmasıdır. Ayrıca bulantı, kusma, solunumda azalma, kaşıntı, kabızlık ve mesaneden idrarın atılamaması gibi yan etkiler de görülebilir. Anne sütü vermede başlangıçta sersemlik nedeniyle zorluk yaşanabilir.
Narkotiklerin bir diğer yan etkisi de hepsinin plasentayı geçip bebeğin dolaşımına katılmasıdır. Bunun sonucu olarak bebekte de bazı etkiler görülebilir. Uterus içinde bebeğin kalp hızı hafif değişebilir. Bu kalp hızındaki değişikliğe bağlı bilinen ciddi bir etki yoktur.

Bebeğin anneden yavaş olmakla beraber bu ilaçları yıkma kabiliyeti vardır. Bebek doğduktan sonra hafif uykulu olabilir. Anneye verilen düşük miktardaki ilaçların bebeği olumsuz etkilemesi beklenmez, ancak bu ilaçların bebeğe geçtiğini bilmek önemlidir. Bebekte anneye verilen ilaçların etkisini görme durumu, doğum zamanına göre ilaçların verilmesine bağlı olabilir. Bebeğin ilaçları yıkmak için yeterli zamanı varsa çok az etki görülür. Pek çok doktor, anneye ağrı için verilen narkotik ilaçların bebek açısından güvenli olduğunu düşünmektedir.

Rejyonel anestezi
Rejyonel anestezi denilince Spinal ve Epidural anestezi akla gelmektedir. Rejyonel anestezide, ağrılı uyaranlar omurilik seviyesine durdurulur ve beyine iletilmezler. Her iki yöntemde de lokal anestezik ilaçlar ilgili bölgeye enjekte edilerek etki oluşturulur. Dışarıdan bakıldığında enjeksiyon bölgesi aynı gibi görülse de anatomik ve etki bakımından birbirinden farklı, iki yöntemdir.

Ağrısız doğumda özellikle Epidural Anestezi tercih edilmektedir. Epidural anestezide hastaya bir kateter takılmakta ve buradan (her ilaç enjeksiyonu için iğne batırılmaya gereksinim duymadan) ilaç enjeksiyonları yapılabilmektedir.

Epidural anestezide, anestezinin derinliği ayarlanabilmekte, hasta rahim kasılmalarını, itilmeleri, ıkınma hissini duyabilmekte ancak ağrı hissini duymamaktadır. Anne acı dışındaki her duyuyu hissettiğinden, bizzat kendisi rahat bir şekilde doğumu yapmaktadır. Epidural anestezide ağrı kesilmesi mükemmel olup, kullanılan ilaçlar bebeğe çok az oranda geçmektedir. Geçen ilaçların bebek üzerine olan etkisi önemsiz olarak kabul edilir.

Lokal anestezik ve narkotik ilaçlar kullanılan epidural anestezide deneyimli ellerde komplikasyon oranı da oldukça düşüktür. Yapılan 40.000 vakalık bir çalışmada herhangi bir major sinir hasarı bildirilmemiştir. Deneyimsiz ellerde 10-12 gün süren baş ağrısı görülebilir.