![]() |
| | |||||||
Aktifbir Kadın katogorisinde yer alan Mutfak, Yemek Tarifleri forumu içinde "BaharatLarın Öyküsü" başlıklı konu görüntüleniyor. Konunun içeriği "Baharatlar, çiçek, yaprak veya kabukları kurutularak, dört mevsim lezzet ve şifa dağıtıyor. Bazen bir çiçeğin, bazen dev bir ağaç kabuğunun, bazen de bir orkide soğanının adı olan baharatlar, insanoğlunun çok ..." şeklinde özetlenebilir.
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Hiper Aktif ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: istanbul Yaş: 26
Mesajlar: 1.008
Rep Gücü: 11 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | BaharatLarın Öyküsü Baharatlar, çiçek, yaprak veya kabukları kurutularak, dört mevsim lezzet ve şifa dağıtıyor. Bazen bir çiçeğin, bazen dev bir ağaç kabuğunun, bazen de bir orkide soğanının adı olan baharatlar, insanoğlunun çok eskilerden beri değişik amaçlarla kullandığı bitkilerdir. Baharatın ilk kullanıldığı yer olarak, Uzak Doğu kabul edilir. Avrupa'da ilk tanınan baharatlar ise, Hint Karabiberidir. O yıllarda, birşeyin pahalı olduğunu ifade etmek için, "Karabiber gibi pahalı" denildiği de kayıtlarda yer almaktadır. Avrupalı'larca yağ ve merhem yapımında kullanılan tarçın, Hindistan ve Seylan gibi ülkelerden, kervanlarla İskenderiye'ye kadar getiriliyordu. Öyle ki, bir zamanlar tarçının, Arabistan'da yetiştirildiği zannediliyordu. İlk çağdan beri Çin ve Hindistan'da kullanılan zencefilin, Hindistan'dan geldiğini bilmeyen Dioskorides ve Plinius'a göre, bu baharat Yunanlılar'a Persliler tarafından tanıtıldı. Zencefil, Romalı'ların besin maddelerinde büyük rol oynamıştı. Zencefilin Ortaçağ Avrupası'nda kullanımı, karabiber kadar yaygındı ve onun gibi pahalıydı. İlaç ve boya olarak kullanılan, Keşmir, İran ve Frigya'dan gelen safran, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu. Baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa'ya geçmesi, 9. yüzyıldan itibaren engellendi. Ama çok miktarda tüketilen etin muhafazası için, baharata duyulan ihtiyaç ve onun güzel tadı, zengin sınıflarına baharatı unutturamadı. Baharatın yıldızı Avrupa'da yeniden parladı ve safran, Fransa ile İtalya'da ekilmeye başladı. Doğu Akdeniz limanları (İskenderiye) Avrupalı tüccarlara yeniden açılınca, Venedikli'ler Avrupa piyasasında hemen hemen bir tekel kurdular. Orta çağın sonunda, Avrupa'da baharat tutkusu, aşırı derecede çoğalmıştı. Şatafatlı ziyafetlerde baharatlı yemekler yapmak modaydı. Alabildiğine zenginleşmiş olan baharat tüccarları, Floransa'da bu işi sanat haline getirdiler ve 19. yüzyılın başında 288 çeşit baharat sattılar. Venedik'in tekelinden kurtulmak için baharat sağlamaya çalışmak, büyük coğrafi keşiflerin önemli sebeplerinden biri oldu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Portekiz, İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler, baharat ticaretinde sıkı bir yarışa girdiler. İbni Sina'nın bahsettiği, Hindistanceveze ve Meksike vanilyası, 16. yüzyılın başında Avrupa'ya geldi. Atlantik limanlarına büyük miktarda gelen baharatlara, sayısız iyileştirici nitelikler atfediliyordu. 1560 yılına kadar, baharatın fiyatı Lizbon'da sürekli bir artış gösterdi. Bundan sonraki iki yüzyıl boyunca da, baharat sürekli değeri artan bir ürün oldu. Baharat yetiştiren yerlerin artması ve de yemek zevkinin değişmesi, 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari önemini biraz olsun azalttı. Baharat Anadolu'ya Afrika ülkelerinden yine kervanlarla getiriliyordu. Develerle güney illerimize gelen baharatlar, daha sonra oradan diğer illere ve İstanbul'a gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzakdoğu'da da yetiştirilmeye başlamasıyla, buradan denizyoluyla İskenderun'a getirildi. Hem getirilmesinin zor olması, hem de ekonomik olmaması sebebiyle, zamanla birçok baharat da yurdumuz topraklarında yetiştirilmeye başladı. Fakat, Karabiber, Hindistancevizi gibi, iklim şartlarının müsait olmaması sebebiyle yetiştirilemeyen 5-6 çeşit halihazırda ülkemize başka yerlerden getiriliyor. Baharatı günümüzde en çok Hintli'ler kullanıyor. Bunun yanısıra, Avrupa ve Amerika'da da baharat kullanımı çok yaygın. Bilhassa italyan ve Fransız mutfaklarında baharatın büyük bir önemi var. Türkiye de, en çok baharat kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Güneydoğu illerimizde, acı biber tüketimi bir hayli fazla. Baharatlar 7 ana grupta incelenir: 1. Köklerinden faydalanılanlar : Kara turp, kırmızı turp gibi. 2. Gövdelerinden faydalanılanlar : Zencefil, tarçın gibi. 3. Yapraklarından faydalanılanlar : Nane, kekik, merzengüş, maydanoz, defne gibi. 4. Soğan yapısında olanlar : Mutfak soğanı, sarmısak gibi. 5. Çiçeklerinden faydalanılanlar : Karanfil gibi. 6. Meyvelerinden faydalanılanlar : Kimyon, anason, karabiber, kırmızı biber, vanilya gibi. 7. Tohumlarından faydalanılanlar : Hardal, küçük Hindistan cevizi gibi |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Super Moderator ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: istanbul, shumen, constatnza, odessa Yaş: 40
Mesajlar: 482
Rep Gücü: 9 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Cevap: BaharatLarın Öyküsü baharatlar ilac niyetli kullaniliyormus eskiden. aspirin sogut agicinin yapraklarindan cikartilmistir' asetik salisil' agacin dibinde uyuyan insanlar huzurlu sekilde uyur' bas agrilarindan kurtulurmus' vebinlerce yildir sogut agacainin bu faydasi biliniyor' Dogum kontrol hapinin bulunmasi da enteresan' Cin gibi nufusu hizli artan ulkede' Pamuk tarlalarinda calisan kadinlar hamile kalmiyorlar' adet te olmuyorlar bir turlu' pamuk toplama isinden izine yarilan hamile kaliyor ama 3 ay gecmesi lazim '' tabii bununla birlikte pamugun tohum cekirdegindeki maddenin ' ostrojen hormonunu gidikladigi solunum yoluyla alindigi bu yuzden hamile kalmadigini anlayan cinliler' pamuk cekirdegini arastiriyorlar ve buluyorlar' daha sonra' schering firmasi hemen bu patenti satin aliyor'' Dogum kontrol haplarinin genel ureticisi schering firmasidir' hepsi birer baharat hepsi dogadan |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Her markanin bir öyküsü var | ZEYNEP | Komik Yazılar | 0 | 23-10-2007 10:40 PM |
| Hamallığın Öyküsü | EFE | Hikayeler | 0 | 23-10-2007 09:22 PM |
| | |