![]() |
| | |||||||
GENEL & GÜNCEL katogorisinde yer alan Sağlık forumu içinde "Kanser nedir? Nasıl Oluşur?" başlıklı konu görüntüleniyor. Konunun içeriği "Kanser nasıl oluşur? Hücreler doğar, gelişir ve ölürler. Bu olay genetik bir kontrol altındadır. Bu kontrolün, kalkması ile dengenin bozulması sonucu, ya çok sayıda oluşmaları ya da oluşan hücrelerin ölmemeleri ..." şeklinde özetlenebilir.
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: soylemem:)
Mesajlar: 441
Rep Gücü: 5 ![]() ![]() ![]() ![]() | Kanser nedir? Nasıl Oluşur? Kanser nasıl oluşur? Hücreler doğar, gelişir ve ölürler. Bu olay genetik bir kontrol altındadır. Bu kontrolün, kalkması ile dengenin bozulması sonucu, ya çok sayıda oluşmaları ya da oluşan hücrelerin ölmemeleri sonucu çoğalan hücreler tümör dokusunu oluşturur. Hücrelerdeki bu olayların gelişmesine neden alan bir çok kanser yapıcı (kanserojen) madde vardır. 2. Kanserin belirtileri nelerdir? Kanser belirtileri ortaya çıktıktan sonra artık hastalığın ilerlediği anlaşılır. Amaç, bu belirtiler ortaya çıkmadan hastalığın çok erken dönemde yakalanmasıdır. Kanserin oluştuğu yere göre belirtileri vardır. Vücudun herhangi bir yerinde ele bir kitlenin gelmesi, ses kısıklığı, inatçı öksürük, dışkılama düzeninde değişiklik, derideki benlerin şekil, büyüklük ve renk değişiklikleri, kapanmayan yaralar, herhangi bir yerde kanama, kanser belirtisi olabilir. 3. En sık görülen kanserler? En sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat ve kalın barsak kanseri. Kadınlarda meme, rahim ağzı, akciğer ve kalın barsak kanseridir. 4. Çağdaş kanser tedavisinde izlenen yol nedir? Günümüzde kanser tedavisi multidisipliner yani bir çok dalın bir arada işbirliği ile gerçekleşir. Burada medikal onkolog, cerrah, patolog, radyolog ve radyasyon onkoloğunun bir arada karar vermesi gerekir. Bu günün tedavi yöntemleri cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir. Önemli olan bu yöntemleri yerinde ve doğru olarak kullanmaktır. 5. Tedavilerdeki başarı oranı nedir? Bu gün her türlü kanser erken yakalandığı takdirde tedavisi mümkündür. Erken olan cerrahi ile çıkarılan tümörlerin bir kısmı tekrarlayabilir ve yayılabilir, bunları önlemek için ilave tedavi yöntemleri kemoterapi ve radyoterapinin kullanılması gerekebilir. İleri devredeki kanserlerde ise kemoterapi ile bir kısmında hastalığı tedavi etmek mümkündür ancak bu devrede genellikle kemoterapi hayatı uzatmak, hastanın hayat kalitesini artırmak için kullanılmaktadır. 6. Erken teşhis konusunda insanlar yeterince bilinçli mi? Erken tanı konusunda toplumun bilinci gün geçtikçe artmaktadır. Kanser, erken yakalandığı takdirde tedavisi mümkün bir hastalıktır. Onun için kişilerin kanserden korkmadan, sağlıklı iken her yıl düzenli olarak kontrollerini yaptırmaları gerekir. Erken yakalanan kanser sayılarında gün geçtikçe artış olmaktadır. 7. Kanserin gen terapileriyle tedavisi konusunda nasıl gelişmeler oldu? Genetik çalışmalar iki yönde olmaktadır. Birincisi kansere neden olan genetik bozukluğun tespiti, diğeri bu bozukluğun düzeltilmesidir. Bu gün birincisi ile ilgili çok yo1 alınmıştır. Tedavi konusu ise henüz yenidir, ümit vermektedir ancak halen araştırma safhasındadır. kaynak:AcıbademHastanesi |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Aktif Uye ![]() Üyelik tarihi: Jul 2007 Nerden: soylemem:)
Mesajlar: 441
Rep Gücü: 5 ![]() ![]() ![]() ![]() | Kanser neden Oluşur? Kanser tek bir hastalık değildir, pek çok değişik kanser türü vardır. Bazı kanserler yıllar boyunca hemen hiç değişmeden kalabilir ve yaşam beklentisi üzerinde etkisi olmaz. Buna karşın, tanı konulduktan kısa süre sonra ölüme yol açan bazı ender kanser türleri de vardır. Nasıl enfeksiyon terimi basit soğuk algınlığından çıbana, sıtmadan tüberküloza kadar tüm hastalıkları içeriyorsa, kötü huylu (malign, habis) hastalık terimi de hem hastalığın davranışı hem de şiddeti açısından aynı ölçüde çeşitlilik gösterir; ancak tabii ki kanser bulaşıcı değildir. Kontrol Kaybı İnsan vücudunda bir kesmeşeker büyüklüğündeki bir kütlede yaklaşık bin milyon hücre yer alır. Hücreler vücudumuzun ancak mikroskopla görülebilen küçük yapıtaşlarıdır. İnsan vücudundaki milyarlarca hücrenin mükemmel bir uyum içinde işlevlerini yerine getirmeleri ve her hücrenin doğru yerde, amacına uygun şekilde davranması gerçekten de son derece şaşırtıcıdır. Hücrelerin çoğunun yaşam süreleri sınırlıdır: yaşlılık ya da eskime ve aşınma gibi nedenlerden ötürü yitirilen hücrelerin yerine her gün milyonlarca yenisi üretilir. Var olan hücrelerin “mitoz” adı verilen bir süreç sonucunda ikiye bölünmesiyle yeni hücreler üretilir. Erişkinlerde ölen ve bölünen hücrelerin sayısı arasında normal olarak mükemmel bir denge vardır; çocuklar büyümekte olduklarından, durumları daha farklıdır. Normal olarak yitirilen hücrelerin yerine aynı sayıda hücre üretilir. Bu dengeyi kontrol eden mekanizmalar son derece karmaşıktır. Kontrolün yitirilmesi hücrelerin sayısında fazlalaşmaya ve tümör oluşumuna yol açabilir. Ne var ki, tümörlerin ancak küçük bir bölümünün kanserli oldukları da unutulmamalıdır. Tümörlerin çoğu normal ya da normale oldukça yakın, yerel hücre birikimleridir ve iyi huyludur (benign, selim). Siğiller bunun için iyi bir örnektir. Kanser gelişiminde hücrelerin hem niteliği değişir, hem de sayısı artar.- kanserli hücrelerin görünüm ve davranışları da farklıdır. Daha saldırgan ve yıkıcı davranırlar ve normal hücrelerden bağımsız hareket ederler. Çevre dokulara girip onları ele geçirme becerisi kazanırlar. Kimi durumlarda hücreler lenf ve kan damarlarına da geçerek, ortaya çıktıkları “birincil” (ilk) bölgeden başka bölgelere atlarlar. Bu hücreler zamanla lenf bezlerinde ve akciğer, karaciğer ve kemik gibi diğer organlarda “metastaz” adı verilen ikincil kütlelerin oluşmasına yol açabilirler. Genler Tüm hücrelerin davranışları merkezi kontrol birimleri olan çekirdekteki (nükleus) genler tarafından kontrol edilir. Her hücre çekirdeğinde yaklaşık 40,000 gen vardır. Genler “DNA” adındaki karmaşık bir kimyasal molekülde kodlanmış olarak bulunan çok küçük, son derece yoğunlaştırılmış bilgi ve talimat depocuklarıdır. Çok sayıda gen bir araya gelerek ancak mikroskopta görülebilen kısa şerit parçacıklarına benzeyen sarmallar oluşturur. Bunlar, birbirine eşler halinde bağlanan kromozomlardır; toplam 23 çift kromozom vardır. İnsanlar ana rahminde tek bir hücreden gelişir. Bu ilk hücre, annenin yumurtalıklarından (överler) birinde üretilen bir yumurtanın (ovu-mun), babanın testislerinden birinde üretilen bir sperm tarafından döllenmesiyle oluşur. Hücre iki kardeş hücre oluşturacak şekilde bölünür; ardından bu hücreler de bölünerek toplam dört hücre oluşur. Birbirini izleyen bölünmeler sonucunda hızlı bir büyüme olur. Mitoz sırasında tüm genetik bilgi kopyalanır ve böylelikle gelişmekte olan mikroskobik organizmada (ya da embriyo) bulunan tüm hücreler kendi genetik materyeline sahip olur. Embriyonun gelişip önce “fetüs”ü ve sonuçta da yenidoğan bir bebeği oluşturması süreci boyunca aynı işlemler devam eder. İlk hücrede bulunan genetik bilgiler, bu hücreden gelişecek olan insanın tüm fiziksel özelliklerini belirler. Ancak vücuttaki oluşum tamamlandıktan sonra, belirli bir hücredeki bu genetik bilgilerin çoğu artık gereksizleşir. Hücrenin tüm gereksindiği yalnızca kendi özel işlevlerini yerine getirmekte kullanacağı bilgilerdir. Diğer işlevlerle ilgili talimatlar gereksizdir. Belli hücrelerde etkin durumda bulunan önemli bilgiler hücrelerin kendi davranış ve özelliklerinin yanı sıra, bu hücrelerin oluşturduğu dokunun özelliklerini de yönetir. Kanser genleri Normal hücrelerde bulunan ve “on-kogen” adı verilen özel genler vardır; onkogenler ya uyur haldedir (hareketsiz) ya da hücrenin davranış ve bölünmesinde bir rol oynarlar. Örneğin tütün dumanı, mor-ötesi ışık ya da bazı virüslere bağlı DNA hasarı bu genlerde anormalliklere ya da “mutasyonlara” neden olarak, genin aktivitesinde artış ve anormallikle sonuçlanır. Bu da hücrenin anti-sosyal bir tarzda davranmasına ve habisleşmesine (kanserleşmesine) yol açabilir. Onkogenler yanında her hücrede ‘tümör baskılayıcı genler’ vardır ve bunların normal görevi bölünmeyi sınırlandırmaktır. Birçok kansere yol açan, tömür baskılayıcı bir genin ak-tivitesini azaltan hasardır. Genler yalnızca habis oluşumların gelişmesinde değil, kanserin daha sonraki davranışı ve tedaviye yanıtı üzerinde de kritik bir rol oynar. Örneğin bazı genler kanserlerin komşu dokuları ele geçirme ve vücudun başka bölgelerine yayılarak metastaz yapabilmeleri açısından önemli olan proteinlerin üretiminden sorumludur. Başka genler ise hücrenin kendi kendisini uyaran “büyüme faktörleri” üretmesine yol açar ya da kanser ilaçlarını etkisizleştirir. Hücrenin ölümü bile genetik kontrol altındadır. Genetik hasar hücrelerin ölmemesine de yol açabilir; bu hem kanser gelişimi hem de kanserin radyoterapiye ya da ilaçlara direnci açısından önemli bir etmen olabilir. Kanser oluşumu sürecinde, hücrenin habis bir biçimde davranmaya başlamasından önceki ve sonraki birkaç yıl boyunca, bir dizi genetik bozukluk birikir. Kanserin başlamasından sonra yeni gen mutasyonları olması, bazı kanserli hücrelerin diğerlerinden farklı davranmasına neden olabilir. Bu da, belirli bir evrede büyümenin yön değiştirmesine yol açabilir. Kanserin davranışı ve tedavinin uzun dönemdeki sonucu, sonuçta en fazla antisosyal özellik sergileyen hücrelere ve onları yok etmeyi hedefleyen tedaviye en fazla direnç gösteren hücrelere bağlıdır. Çoğalma Hızı Hücrelerin çoğu birkaç günde bir bölünürken, bazıları çok daha yavaş çoğalır. Neredeyse tüm kanserlerin tek bir hücredeki genetik bir anormallikten kaynaklandığı ve kes-meşeker büyüklüğündeki bir kütlede yaklaşık bin milyon hücre bulunduğu dikkate alınırsa, kanserlerin çoğunun görünür hale gelmesinden uzun bir süre önce başladığı anlaşılir. Tanı sırasında kanserlerin çoğu genellikle kesmeşekerden biraz daha büyüktür ve birçoğu yavaş yavaş büyüyerek 10-20 yıl boyunca var olmuştur. Ancak, bir tümörün boyutlarının iki katına çıkması için gereken süre büyük değişkenlik gösterir. Bu ‘iki katına çıkma süresi’ birkaç gün ile birkaç yıl arasında değişebilir; ancak en yaygın kanserlerin çoğunda bu süre ortalama 2-3 aydır. Çoğalma hızı açısından önem taşıyan bir diğer etmen de, kanserin kendisini besleyecek yeni kan damarları oluşumunu ne ölçüde uyarabileceğidir. Yeni kan damarı oluşumunu engelleyen ilaçların geliştirilmesiyle ilgili olarak günümüzde heyecan verici araştırmalar yürütülmektedir. |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Asit yağmurları nedir nasıl oluşur? | dogangunes | Kimya | 0 | 08-01-2008 02:54 PM |
| Aşk nedir? Aşk acısı nasıl diner? | Gazi | Evlilik | 0 | 25-07-2007 12:24 PM |
| Fat nedir? Nasıl çalışır? | otoriter | Yazılım (işletim Sistemleri) | 0 | 24-07-2007 02:05 PM |
| Yıldırım nedir? Nasıl oluşur? | otoriter | Coğrafya , Yer Bilimleri | 0 | 24-07-2007 01:11 PM |
| Selülit Nedir? Nelerden Oluşur? | ZEYNEP | Güzellik, Makyaj | 0 | 14-07-2007 04:18 PM |
| | |