1 den 3´e kadar. Toplam 3 mesaj bulundu

Ataturk Şiirleri

Eğitim, Öğretim Kategorisi Atatürk Forumunda Ataturk Şiirleri Konusunu inceliyorsunuz, Konu içerigi ->> 10 KASIM 1952 Sabahlar, her zaman güzel değildir, Her zaman ayrılık akşamla gelmez. Al atlar sırtında hoyrattır fecir, Hoyrattır, ne ...

  1. #1
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    4.441
    Blog Mesajları
    4

    Ataturk Şiirleri

    10 KASIM 1952
    Sabahlar, her zaman güzel değildir,
    Her zaman ayrılık akşamla gelmez.
    Al atlar sırtında hoyrattır fecir,
    Hoyrattır, ne kalbler kırmıştır, bilmez.
    Sabahlar her zaman güzel değildir.

    Vakti, bir yerinden bölünce şafak
    İri ve rüyalı gözlerle müphem;
    Nur olmuş içimde sanırım ak pak
    Ayrı bir mânada korktuğum adem,
    Eski düşüncemde, rahat ve uzak.

    Fethe çıkmış gibi duyarım birden
    Eşsiz gururunu bir cihangirin.
    Ufuklar üstünde yüzen tekbirden
    Vatanca büyümüş asil ve derin
    Bir matem tütmekte şimdi fecirden

    Nefti yalnızlığı başlar zamanın
    Mağfiret ürperir, dağılır, uçar.
    Ölüm korkusuyle dolu bir anın
    Müphem uzletinde ebedî ruhlar;
    Nefti yalnızlığı başlar zamanın.

    Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur,
    Bir garip hali var Dolmabahçe'nin;
    Hala içimizde yüzen gecenin
    Aydınlık bilmeyen devamı durur,
    Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur.

    Ruh için, ölümsüz, derler cihanda,
    Her mevsim onunla güzel her seher
    Bütün esatiri parçalasan da
    Atatürk önünde mağlupsun kader!
    Ruh için, ölümsüz derler cihanda.
    Vehbi KIZILGÜL

    1919-1933"TEN BİR PARÇA
    O günlerde bir ünlü ayak bastı Samsun'a,
    Yürüdü etrafında ümitler suna suna.
    Bu, ateşler içinde geçip gelmiş bir erdi,
    Göğsünde toplanmıştı milyonla Türk'ün derdi,
    Bu milyonla dert ona veriyordu başka hız,
    Yürüdü arkasında genç, ihtiyar, kadın, kız.

    O kimdir? Bakışları deniz kadar yumuşak,
    Saçı güneşi emmiş bir demet altın başak.
    O kimdir? Bir milletin sesi vardı ağzında,
    Ondört milyonun nabzı çarpıyordu nabzında.
    O kimdir? Geçtiği yer dönüyor gün vurmuşa,
    Can veriyor sararmış ota, yaralı kuşa.

    O kimdir? Gözlerinde bir tılsım gizleniyor,
    Bastığı topraklarda bahar filizleniyor.
    Alev saçlı bir volkan bazı bir dağ başında,
    Bazı beliriyordu bir damla göz yaşında.
    Güneşten birer oktu ondan gelen her emir,
    Bu okların altında eriyor dağ, taş, demir
    O kimdir? Milyonla Türk birleşip bir tek olmuş,
    Yıkılan memlekete kolları destek olmuş.

    Öz yurdun içlerinde düşman kurarken pusu,
    Bir yandan da yürüdü Halife'nin ordusu.
    Birisi gökyüzünden bombalar atıyordu,
    Biri elinde salip, biri elinde Mushaf,
    İçli dışlı düşmanlar geliyorlardı saf saf.
    Bunların karşısında göğsü açık bir azim,
    Süngüye, topa karşı diyordu: Zafer bizim!

    Bunların karşısında ikişimşekli nazar
    Diyordu: Bu topraklar size olacak mezar!
    Vatan sürüklenirken bir uçurum ucuna,
    Dağılan kuvvetleri topladı avucuna.
    Topladı avucuna yıldırımı, şimşeği,
    Yoktan var ediyordu Tanrı gibi her şeyi.
    Kurşunlar gülle oldu, sopalar süngü oldu,
    Sınırlar baştan başa bir çelik örgü oldu.
    Şimşek yüklü bulutlar ufku kaplarsa nasıl
    Bir süngü ormanıyle dağlar doldu muttasıl.
    Bir kale heybeti var vatanın her taşında,
    Her işin başında O, her iş O'nun başında
    Faruk Nazif ÇAMLIBEL

    AĞIT
    "Tanrı'yı düşündü de kendisi gibi yüce
    Türk, göğe Tanrı dedi seni görmeden önce
    Yeryüzünde bu adı yalnız dağlara verdi."

    Göçen bir ordu değil, bir milletin başbuğu,
    Bu millet Türk milleti, gökten alındı tuğu!
    Suçunu gizlemesin kızıl günahkâr doğu.

    Işıklar yanmaz ola; gün, ay yasa bata Türk,
    Ey tanrı milletinin en büyüğü Atatürk!.

    Ne tat kaldı acunun baharında, güzünde;
    Ne heybet var gökünde, ne ışık gündüzünde,
    En büyük gücü sendin Tanrı'nın yer yüzünde,

    Dağlar, taşlar ağlaya; gün, ay yasa mata Türk
    Ey tanrı milletinin en büyüğü Atatürk!.

    Destanını haykırdım bu yurda âşık diye,
    Dünya Türk'e, Türk ona acısın yazık diye,
    Tanrı kıskandı seni, kendinden ışık diye.

    Gözler yoluna dala; gün ay yasa bata Türk,
    Ey tanrı milletinin en büyüğü Atatürk!.

    Ne doğudan sel gibi kopan Atillâ, Cengiz,
    Sana eş olamadı ne yel, ne dağ, ne deniz,
    Bunak din büyükleri!. Nerede mahşeriniz?

    Yedi kat gök yıkıla, gün, ay yasa bata Türk,
    Ölüm olam kavuşam sana nola Atatürk!.
    Şükrü KURGAN

    AĞIT
    Yok gayri bizlere uyku dünek vay
    Kime bel bağlayak kime dönek vay
    Vay amansız ecel alçak felek vay

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağyasın gayrı

    Ağla gözüm ağla yaşlar dil olsun
    Kurumuş dereler baştan sel olsun
    Çiçek kara açsın çayır kül olsun

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    En büyük en güzel en yiğit kayıp
    Dereler denizler çağlar ağlayıp
    Rabbim de gözyaşı dökmezse ayıp

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Her gittiği yerde o şan verirdi
    Aslan bakışını görse erirdi
    Kaşları yeleden nişan verirdi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Bakışları şimşek gibi çakardı
    Yarını görürdü düne bakardı
    Kürsüye çıktı mı, arşa çıkardı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Her belâyı önler arda atardı
    Dermandı her dalda hemen yeterdi
    Babamızdı elimizden tutardı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Kaybını yıldızlar bile bileler
    Kırıla kanatlar sola yeleler
    Kurt kuş duyup cenazene geleler

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Millet Atan gitti başın sağ olsun
    Ölümü devr açsın yeni çağ olsun
    Dağlar birer birer yanar dağ olsun

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gitti her ocağın söndü alevi
    Yeryüzü dediğin bir ölü evi
    Cihan türbe olsa almaz o devi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Dönmüş denizler gözyaşı taşına
    Dünya ortak çıkmış Türk'ün yasına
    Her evden bir ölü çıkmışcasına

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gökler ağıtlardan titriyor kat kat
    Düştü üstümüze gerilen kanat
    Onsuz dünya yarım, insanlık sakat

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    O hep dolu tuttu boş atmadıydı
    Söz verince yaptı aldatmadıydı
    On beş yıl tek burun kanatmadıydı

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Bizdendi sevinci bizdendi derdi
    Biz uyurduk o bizleri beklerdi
    Uyudu nöbeti bizlere verdi

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Kuru yapraklara benzedik bu güz
    Her göz kan içinde sapsarı her yüz
    Milyonlarız bir babadan öksüzüz

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Gök düşsün toprağa toza belensin
    Mezarına gece yıldız elensin
    Şehitler doğrulsun nöbet dolansın

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı

    Dünya hem kahr olur hem onu gömer
    Yıldızlar kandildir semalar kemer
    Sus boğulayazdın sus Aşık Ömer

    Türklük yüreğini dağlasın gayrı
    Cihan da bizimle ağlasın gayrı
    Behçet Kemal ÇAĞLAR

    AĞIT
    Ağlayalım Atatürk'e
    Bütün dünya kan ağladı.
    Süleyman olmuştu mülke
    Geldi ecel, can ağladı.

    Doğu, batı, cenup, şimal!
    Aman Tanrı bu nasıl hal?
    Atatürk'e erdi zeval,
    Memur, meb'usan ağladı.

    Atatürk'ün eserleri,
    Söylenecek bundan geri,
    Bütün dünyanın her yeri,
    Ah çekti, vatan ağladı.

    Fabrikalar icat etti,
    Atalığın isbat etti.
    Varlığın Türke terk etti
    Döndü çarh, devran ağladı.

    Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
    Varıdı bunda bir hikmet
    Bütün Türkler, inön'İsmet,
    Gözlerinden kan ağladı.

    Tiren hattı, tayyareler...
    Türkler giydi hep karalar,
    Semerkant'la Buhara'lar
    İşitti her an ağladı.

    Siz sağ olun Türk gençleri,
    Çalışanlar kalmaz geri,
    Meraşalin askerleri,
    Ordular, teğmen ağladı.

    Zannetme ağlayan gülmez,
    Aslan yatağı boş kalmaz.
    Yalnız gidenler gelmez
    Her gelen insan ağladı.

    Uzatma Veysel bu sözü
    Dayanmaz herkesin gözü
    Koruyalım yurdumuzu,
    Dost değil düşman ağladı.
    Aşık VEYSEL

    AĞIT - DESTAN
    Bir ağıt söyleyeyim, dağlar dilinden
    Dumlu'dan Ağrı'ya ün gitsin gelsin!...
    Destanlar duyulsun tarih yolundan,
    O günden dünlere şan gitsin gelsin...

    Çekin küheylanın atlasın binsin,
    Al yelelerinde yankılar dönsün.
    Afyon'dan İzmir'e ordular insin.
    Süngü uçlarından can gitsin gelsin...

    Neymiş yarım?! Sancak çekilsin uca,
    Şılasın göklerde yüceden yüce
    Sormak lüzum değil, halimiz nice?
    Yanan yüreklerden kan gitsin gelsin...

    Sen ey yayda bir ok gibi kurulu!
    Bir ok değdi, düştün yere yaralı!
    Dört yanında ak mermerler örülü,
    Sars devir bunları, sin gitsin gelsin...

    Gökyay'ım neylesin ıssız çağlarda!
    Bir ağlar bir güler, durmaz kararda,
    Bir başka dağ gibi sen dur dağlarda,
    Akşamdan sabaha gün gitsin gelsin...
    Orhan Şaik GÖKYAY

  2. #2
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    4.441
    Blog Mesajları
    4

    Cevap: Ataturk Şiirleri

    ASIRLARCA
    Dünyanın en büyük ölmezine
    Ufkunda doğacağım, ufkunda batacağım;
    Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım.
    Ben de giyersem eğer bir gün deha tacını
    "İstersen çiğne" diye önüne atacağım...

    Söndüğünü görsem de bin "meşale emel"in
    Ebediyet yolumuz, öyle elimde elin...
    Ak düşen saçlarınla nur kattığın heykelin
    Hamuruna harç diye kanımı katacağım.

    Yansam da masalların "Aşık Kerem"i gibi,
    Bu aşk ölmez öyle her gönül veremi gibi!
    Şöhretin okyanuslar aşarken gemi gibi;
    Ben dalga gibi ayak ucunda yatacağım

    Asırlarca yazsam hep seni anlatacağım!
    Behçet Kemal ÇAĞLAR

    ATAM
    Bir yüz tanıdım ruhuma nakşoldu zamanla,
    Bir yüz ki bütün hatları şimşekle doluydu,
    Ben yalnız onun resmine daldım heyecanlı,
    Benden çocuğum yalnız onun şi'rini duydu.
    Bir hüzne bürünmüştü cenazeyle düğünler,
    Bir damla yaş olmuştu denizler gözümüzde.
    Hasretle bakarken gecenin rengine günler,
    Seyretti yanan gözleriniz fecri o yüzde.

    Tarih onun emriyle kımıldandı yerinden,
    Birkaç yıla toplandı hemen birçok asırlar.
    İsa eli geçmiş sanılır yurt üzerinden,
    Gül bahçesi olmuş dün ayak bastığı yerler.

    Ondan geliyor, her günümüz başka baharsa,
    Ondandır, ufuklarda ne ürperme, ne gam var...
    Kalbim nefesim dursa, düşüncem sona varsa,
    Dünyayı unutsam da unutmam bir Atam var.
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

    ATAMA AĞIT
    Sırma sarısını yay saçlarına,
    Gözüne rengini koy denizlerin;
    Düşün dudakların en incesini,
    Yüzüne tuncunu ver benizlerin.

    Onda yürüyüşün en yiğitçesi,
    Onda bükülmezi vardı dizlerin
    Gezerdi ülkede bir hızır gibi
    Em olup derdine çaresizlerin.

    Durgun bir denizi andırır dışı
    İçi hiç sönmeyen bir yanardağı.
    Sesinde ıslığı eser kuvvetin,
    Sözünde şahlanır Hakkın bayrağı

    Gökle Güneş gibi buluştu onda
    Sezinin sağlamı, duyunun sağı
    Yıkarak kökünden osmanlılığı
    O gömdü tarihe bir ortaçağı.

    Dağlar dümdüz olur işaretiyle,
    Ürperir ovalar avazesine;
    Devrilir hıncına çarpar ordular
    Kaleler dayanmaz yelpazesine.

    Fikrin, güzelliğin, aşkın, her şeyin
    Bağlıydı daima en tazesine
    Yaşadı başı dik, dünyaya karşı
    Getirdi dünyayı cenazesine!

    Onsuz kaldığın bilse tabiat
    Bağlar üzüm vermez, bahçeler kurur;
    Okşar saçlarını ezelin eli,
    Yüzüne ebedin ışığı vurur.

    Övünür insanlık eserleriyle,
    Yurt onun sevgisi üstünde durur.
    Adıdır kurduğu devlete temel,
    Ünü kurtardığı millete gurur!

    Fâni varlığını kaybetti ama,
    Simgesi yurdumun burçlarındadır
    Engin ufuklara uzanmış kolu,
    Hızı altıokun uçlarındadır!

    Kadının, erkeğin hafızasında
    Gencin, ihtiyarın duşlarındadır
    Yayla yellerinde eser gölgesi,
    Sesi bahçemizin kuşlarındadır.

    Ben mi yazacaktım göçüm gününü
    Dökerek ardından böyle gözyaşı?
    Ben ki ona büyük gezilerinde
    Oldumdu bir küçük yol arkadaşı

    En son durağına varmadan ömrün
    Kapadı yolunu bir mezar taşı...
    Büyük kurucusu cumhuriyetin
    Hürriyet aşıkı milletin başı!
    Kemalettin KAMU

    ATATÜRK
    Üstümüze gece gündüz kol geren,
    Bize güzel iyi günler gösteren,
    Türk iline yeni baştan can veren
    Kimdir diye sorarlarsa: Atatürk.

    Yurdumuzu aydınlatan sabahlar,
    Düşmanlara korku veren silâhlar,
    Tersaneler, fabrikalar, tezgâhlar
    Göze çarpan her ne varsa: Atatürk.

    Tanrı gibi görünüyor her yerde
    Topraklarda, denizlerde, göklerde:
    Gönül tapar kendisinden geçer de
    Hangi yana göz dalarsa: Atatürk.

    Babasından önce onun adını
    Öğretiyor oğluna Türk kadını,
    Ondan aldık yaşamanın tadını,
    Bahtiyarız, bahtiyarsa Atatürk.
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

    ATATÜRK
    Türk'ü ölümden
    Odur kurtaran
    Odur yeniden
    Türklüğü kuran.

    Yaptığı ordu
    Düşmanı kovdu.
    Ulusu, yurdu
    Odur yaratan.

    Türk'ün dileği
    Onun ereği.
    Yüce yüreği
    Türklüğe vatan.

    Bu memleketi,
    Cumhuriyeti
    Canıyle etti
    Bize armağan.

    Atamızsın sen,
    Adımız senden.
    Yürür izinden
    Sana inanan.

    Ülküm yürüsün,
    Türklük büyüsün
    Sen Atatürk'sün
    Ey yüce Başkan!
    Hasan Ali YÜCEL

    ATATÜRK
    Ey sanki alev saçlı zafer küheylaniyle
    Kurtardığın vatanda en yüce şehsüvarsın,
    Bir şimşek çağlayanı haliyle Türk kanıyle
    Aldığı şâna lâyık bir tarihde bir Sen varsın.

    Erişmez vasfına hiçbir rebabın sesi
    Sen yükseksin ilhamın yıldızlı göklerinden,
    Dehâdan kanatlanan kılıcının şulesi
    Ebediyette olmuş bir murassa kasiden,

    Kızıl gökte parlayan Ay-yıldız'ın nurusun.
    Sen en büyük milletin, Türklüğün gururusun
    Bu yurdun timsalisin bugün bütün cihanda
    Gözler, gönüller senin, senin şeref de şan da!
    Enis Behiç KORYÜREK

    ATATÜRK
    Atatürküm eğilmiş vatan haritasına
    Görmedim tunç yüzünde böylesine geceler
    Atatürk neylesin memleketin yarasına
    Uçup gitmiş elinden eski makbul çareler

    Nerde istiklâl harbinin o mutlu günleri
    Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi
    Hiç sanmam öyle ağarsın bir daha tan yeri
    Atatürküm ben ölecek adam değildim der.

    Git hemşehrim git kardeşim toprağına yüz sür
    Odur karşı kıyadan cümlemizi düşünür
    Resimlerinde bile melül mahzun düşünür
    Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister.
    Cahit Sıtkı TARANCI

    ATATÜRK
    Atatürk dedim iptida
    Önümü ilikledim.

    Nasıl söylerim öldüğünü
    Atatürk'üm karşımda,
    Yatmış uyumuş karlar üstüne
    Kalpağı başında.

    Nasıl söylerim öldüğünü
    Çenesine uzanmış eli
    Atatürk'üm çıkar Kocatepe'ye
    Dalgın, düşünceli.

    Nasıl söylerim öldüğünü
    Elinde beyaz tebeşir
    Geçmiş tahta başına
    Atatürk'üm ders verir.

    Nasıl söylerim öldüğünü
    Başında yeni şapkası
    Yola çıkmış yürümüş
    Kalabalık arkasında

    Nasıl söylerim öldüğünü nasıl
    Bir ışık vurmuş yüzüne
    Atatürk'üm bakıyor besbelli
    Çekidüzen verelim üstümüze.
    İlhan DEMİRASLAN

    ATATÜRK İÇİN
    Tuttun elimizden çıktık sefere,
    Kurtardık vatanı, milleti Atam.
    Serdik kör denilen talihi yere,
    Zaferdir savaşın nimeti Atam.

    Dağlar altımızda at oldu bizim.
    Sen dedin:-Uyan Türk! Açıldı gözüm.
    Sakarya suyundan yununca yüzüm,
    Bilindi Türklüğün kıymeti Atam.

    Duyarım, dalgalar sahili döğer,
    Sen sade bir "Paşa" olaydın eğer
    Yine kalbimizde alacaktın yer,
    Sensin bu vatanın ziyneti Atam.

    Bir eşin varmıydı civanmertlikte?
    İyi ettik sana "Ata" dedik te;
    Sevgin göğsümüzde, eller tetikte,
    Sendin bize Tanrı himmeti Atam

    Her Türk olan "Atam" der de tutuşur,
    İşitir emrini derdi yatışır;
    Kâfi bu teselli ona yetişir;
    Sana lâyık olmak niyeti Atam.
    Osman ATİLLA

  3. #3
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    4.441
    Blog Mesajları
    4

    Cevap: Ataturk Şiirleri

    ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA
    Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
    Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.
    Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşaya haber saldı.

    Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
    Savaş girer gibi yetiş bize!
    Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
    İnanç doldur, güç doldur içimize!

    Bin kere yurdumuzu kurtaran!
    Bir görseydin ağlardın hâlimize!

    Kuşun kanadında türküler
    Kemal Paşanın gönlüne vardı,
    Cevabından önce kendi geldi.

    Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
    Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
    Selâm durdu tayfası

    Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
    Duman değildi bu!
    Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

    Samsun limanına bu gemiden atılan
    Demir değil!
    Sarılan anayurda
    Kemal Paşanın kollarıydı.

    Selâm vererek Anadolu çocuklarına
    Çıkarken yüce komutan
    Karadenizin hâlini görmeliydi.

    Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
    Kalktı takalar,
    İzin verseydi Kemal Paşa
    Ardından gürleyip giderlerdi.
    Erzuruma kadar.

    Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
    Atının teri kurumadan
    Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

    Bir selâm gibi gitti Erzuruma,
    Bin selâm gibi geldi Sivasa Erzurumdan.
    Dağlar alçaldı yol vermeğe,
    Temizlendi ılkımından karından.

    Analar bacılar yola döküldü,
    Cephane taşıdı arkasından.
    Irmaklar suyundan faydalattı,
    Ağaçlar daldasından.

    Yer gök inledi bir yol daha
    Kurtuluş savaşından.

    Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.

    Kattı Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
    Pişman eti anasından doğduğuna.
    Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
    Veryansın etti topçu,
    Veryansın etti piyadeler.

    Kattı Kemal Paşanın ordusu sürdü gitti,
    Yetiştikçe vurdu düşmana.
    Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
    On beş günde İzmiri dar buldu,
    Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.

    Kaçtı gemiler.
    Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
    Ahmetler, Bekirler, Aliler,
    Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
    Peşlerinden yettiler,
    Diz çöküp Kordonboyuna
    Ta yürekten çekip tetiği
    Gemilere yaylım ateş ettiler.

    Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
    Atının teri kurumadan
    Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
    Hasta, yorgun düşmüştük,
    Yaralarımızı iyice sardın.

    Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
    Sanatkârdın, denizler kadar engin;
    Kimsenin görmediğini görürdü
    Sevgiyle bakan gözlerin.

    Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
    Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
    Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
    Her yanından yaralar almış.

    Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
    Kurmak için yeniden;
    Bilgiyle, inançla, çoşkunlukla
    "Övün, çalış, güven!"

    Sana borçluyuz ta derinden!
    Işığısın bu yurdun.
    Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
    Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.

    Hürriyeti sen yaydın içimize,
    Halkçıyız dedin halk içinden,
    İnançta hür yetiştirdin bizi,
    Borçluyuz sana ta derinden!
    Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
    Bu milleti temiz ellerin.
    Sana borçluyuz ta derinden
    En büyüğü Mustafa Kemallerin!
    Cahit KÜLEBİ

    ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
    Siz beni hâlâ anlayamadınız,
    Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
    Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
    Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

    Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bırakın o altın yaprağı artık,
    Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
    Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
    Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

    Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bana muştular getirin bir daha,
    Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
    Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
    Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

    Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
    Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
    Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
    Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

    Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
    Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
    Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
    Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

    Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
    Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
    ilerlememiş;
    Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
    dururken,
    Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
    gülen,

    Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
    Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
    Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
    Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
    yeter,

    Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
    Halim Yağcıoğlu

    ATATÜRK ORATORYOSU
    İHTİYARLAR KOROSU

    Yol kapalı, yol uzun, tanyeri karanlık,
    Yürür Atatürk elinde ışık...

    Geceler mi çöktü? Karalar mı bastı?
    Çatılar mı göçtü? Damlar mı yıkık?
    Yetişir Atatürk imdâda o zaman,
    Atatürk başta o zaman
    İşte Atatürk o zaman büyük.

    ANALAR KOROSU

    Hey çelik göğüslü, kaya omuzlu!
    Düşman binlerle, engel yüzbin!
    Doruklar yüce tepeler şahin,
    Gene de onun buyruğu: İleri!
    Yüreği, soluğu ileri...
    Ordular, atılın ileri!
    Kartallar sınırdan sınıra uçun!...
    Yiğitler, koşun ileri!

    HALK KOROSU

    Nasıl atıldındı düşmana acınla,
    Ellerin kanda, kırılmış kaburgan.
    Nasıl döğüştündü yenilmez gücünle,
    İnmeden bir soluk atından.
    Büyüktü savaşın, büyüktü ulusun da,
    Bastığın toprak kahraman.

    ANALAR KOROSU

    Sana bağlandı gönüller o gün,
    Baş kodu yoluna başı olan
    Sana eklendi sevgiler, saygılar,
    Yüceydin daha da yüceldin o zaman...
    Atatürk bir destan oldu koskoca.

    İHTİYARLAR KOROSU

    Açıklar, açlar, yenikler, yitikler,
    Bir uçtan bir uca çırpınan bir vatan.
    İnişler, yokuşlar, göçüşler, çöküşler,
    Kağnı kağnı ateş, oluk oluk kan.
    Nineler dizlerini uzattı başına,
    Analar saçlarını örttü üstüne,
    Yorgun kanatları, omuzları kan...
    Saf saftı ölüler meydanlarda,
    Vurulmuş devlerdi açıkta yatan.

    GENÇLER KOROSU

    Göz seni görmeyince kör oldu o gün,
    Bir seni bulmayan umutsuzdu.
    Adını anmayan mutsuzdu,
    İzinde yürüyen yol aldı o gün.

    ANALAR KOROSU

    Ömrün koskoca bir acıydı, Atatürk,
    Kimse çekmedi sencileyin.
    Baş baştı yüreğin göz gözdü.

    GENÇLER KOROSU

    Karaydı geceler doğularca,
    Bir sen güneşce gürledin.
    İnanın dedin ulusa inanınca,
    Güvenin dedin.

    HALK KOROSU

    Elele çıktık yola seninle,
    Sen eyittin biz eyittik seninle,
    Ateşe, ölüme gittik seninle
    İşte önümüz sonumuz seninle,
    Ya varız ya yoğuz seninle...

    GENÇLER KOROSU

    Sen gel bize gene, Atatürk!
    Yürü bizimle ölüme dirime,
    Hep sen ol bizimle,
    Kal bizimle,
    Yürü bizimle,
    Ara, bul bizimle,
    Hep sen ol bizimle
    Atatürk
    Selâhattin BATU

    ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
    Siz beni hâlâ anlayamadınız,
    Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
    Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
    Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

    Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bırakın o altın yaprağı artık,
    Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
    Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
    Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

    Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bana muştular getirin bir daha,
    Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
    Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
    Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

    Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
    Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
    Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
    Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

    Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
    Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
    Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
    Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

    Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
    Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
    ilerlememiş;
    Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
    dururken,
    Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
    gülen,

    Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
    Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
    Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
    Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
    yeter,

    Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
    Halim Yağcıoğlu

    ATATÜRK'Ü DİNLERKEN
    Yay yine gerilmede, fırlayacak yine ok;
    Yine vatanımızın yeryüzünde eşi yok;
    Bozkurt, Ergenekon'u yeni delmiş gibidir:
    Her biri ihtiraını seyre gelmiş gibidir.
    Kalpler ellerde çarpar gibi alkış kopuyor;
    Her ruh bir tutam ışık ve her göz bir damla kor:
    En büyük, en sevgili, en genç, en mert geliyor;
    Dünya imtihanını veren tek fert geliyor;
    Kürsüye her çıkışta, Türk daha yükselecek...
    Dinle: Her cümlesinde doğuyor bir "gelecek";
    Aslan, insan ve Tanrı bir arada bu başta...
    Kıvılcımlar doğuyor bastığımız her taşta,
    Önümüzde mesafe ve zaman çökmekte diz;
    Bir İnönü azmiyle ardındayız hepimiz...
    Yerine getirmeye yeni dileklerini,
    Koymuş on yedi milyon, yola yüreklerini,
    "Marş! Marş!" Öz yurdu fethe!" Şimdi manen, yeniden:
    Deliyor dağı taşı öncümüz gibi tren,
    Fabrikalar kalemiz, kanallar siperimiz
    Ve bu fetih olacak bizim şaheserimiz...
    Behçet Kemal ÇAĞLAR

    ATATÜRK'ÜN CENAZESİNİ ANKARA'DA KARŞILARKEN
    Gene on beş sene evvel gibi Gazi geliyor,
    Gene on beş sene evvelki kadar yükseliyor.

    Gene başlarda oturmuş, gene göklerde başı;
    Yıldırımlar gene bir eski silâh arkadaşı.

    Ölümün bitmeyen ufkunda yatarken gene sağ;
    Bir avuç toprak olurken gene yüksek, gene dağ.

    Gene bir memleketin satveti bir tek emeli.
    Koca bir yurdu tutarken gene sapsağlam eli.

    Çürüyen göğsü için takızaferler gene dar;
    Gene sağdır, gene sağlamdır O, hem dünkü kadar.

    Ona hicranla... hayır, sade taabbütle eğil;
    Ölüdür; doğru, fakat öldüğü hiç belli değil.
    Mithat Cemal KUNTAY

    BİZSİZ GİDİYOR
    Fecre benzettiği bayrakla kefenlenmiş Ata,
    Çıktı bir kor gibi mermer kapısından sarayın.
    Gönlümüz, bayrağı öğrendiği günden beri ta
    Duymamıştır bu kadar hüznünü yıldızla ayın!

    Gidiyor, gizleyerek sır gibi bizden sesini,
    Çıkıyor, ilk olarak bir yola Başbuğ bizsiz.
    Biz, ki dünyada, bırakmazdık onun gölgesini,
    Bu ne hicranlı seferdir ki beraber değiliz.

    Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil,
    Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun.
    Ey ilâhın yüce davetlisi, göklerden eğil,
    Göreceksin, duruyor kalbimiz üstünde putun!

    Sen ki Gayya'ya düşen on yedi milyon Türk'ün
    Dehşetinden sararırken yüzü yaprak yaprak,
    Onu bir hızla çevirmiştin ölümden daha dün:
    Tunç elin, yalçın iradenle kolundan tutarak.

    Ve bugün on yedi milyon geliyor bir yere de,
    Ebedî yolculuğundan seni döndürmek için
    -Onu yoktan var eden sendeki derman nerede?
    Gücü ancak yetiyor kabrine yüz sürmek için
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

    BU KADAR YAZABİLDİM
    Bir cihan yıkıldı, bir güneş söndü;
    Tanrılar ağlasın, kullar ağlasın.
    Dünya yıldızsız bir geceye döndü;
    Yakınlar ağlasın, eller ağlasın.

    Cihana öyle bir fert gelmemişti;
    O geldi cihanın seyri değişti,
    O gitti, Allah'ım, o ne gidişti,
    Adıyla can bulan diller ağlasın.

    Onsuz bu cihanı, göremez gözler;
    Boşuna gelmesin baharlar, güzler;
    Onun benzerini getiremezler:
    Asırlar devirler, yıllar ağlasın.

    Mateme çevrilsin bütün duygular;
    Ağlamak haline dönsün arzular;
    Gözyaşı halinde çağlasın sular;
    Onsuz yeşermeyen dallar ağlasın.

    Sanki her taraf boş, her taraf ıssız;
    Sanki bütün varlık kaldı yapyalnız;
    Tabiat yaşar mı böyle ışıksız;
    Onsuz kızarmayan güller ağlasın.

    Varlık dolmuş onun gür sevgisiyle,
    Sanki can vermişti eşyaya bile.
    En büyük acıyla gelerek dile
    Ona hasret kalan yollar ağlasın.

    Neşeden kalmamış bir yerde eser,
    Tabiat sanki bu matemle inler;
    Birer mavi göze çevrilip yer yer
    Denizler ağlasın, göller ağlasın.

    Ay ışıksız kalsın yıldızlar sönsün;
    Rüzgâr hıçkırarak dursun, dövünsün
    Çağlayanlar sussun, yasla düşünsün,
    Irmaklar ağlasın, seller ağlasın.

    Başını taşlara vursun Sakarya;
    Gediz, Kızılırmak yansın Ata'ya;
    Bu acıyla yalnız bu sular mı ya
    Volga'lar, Tuna'lar Nil'ler ağlasın

    Gökler güneşiyle, dağlar karıyle;
    Denizler köpürdü dalgarıyle
    Yurdumun yemyeşil ovalarıyle
    Birlikte, stepler, çöller ağlasın.

    Şimdi yaşlı gözler bir pınar gibi,
    Yaslı gönüllere dünya dar gibi
    Güneşi kapayan bulutlar gibi
    Resmini örten o tüller ağlasın.

    Sade sema değil, dağ, deniz değil
    Karalar bağlayan ülkemiz değil
    Bu en büyük kayba sade biz değil.
    Bütün âlem, bütün iller ağlasın.
    Sami N. ÖZERDİM

Benzer Konular

  1. Ataturk'ün Amerika'ya mesaji
    dogangunes Tarafından Belgeseller Foruma
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 23-04-2009, 12:42 AM
  2. Anlayana! Ataturk'den Dersler
    YukseLL Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 01-05-2008, 12:07 AM
  3. Ataturk memleketcilik yapsaydi
    orkunorkun Tarafından Atatürk Foruma
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 03-08-2007, 05:46 PM
  4. Ataturk Hava Limanında Kene panigi
    YukseLL Tarafından DHMİ Foruma
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 18-07-2007, 08:43 AM
  5. Ataturk Devrimleri (video)
    YukseLL Tarafından Atatürk Foruma
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 16-07-2007, 10:43 PM

Yetkileriniz

  • Yeni konuları düzenleyemezsiniz
  • Yanıt veremezsiniz
  • Eklentileridüzenleyemezsiniz
  • Mesaj değiştiremezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184